NİHİLİST PENGUEN
Onun bırakıp gitmesi onun için felsefi bir anlam ifade etmiyor belki ama bizim ondan bu kadar etkilenmiş olmamız asıl düşündürücü olan şey. Neden insanların içinde bırakıp gitme, başıboş kalma, özgür olma açlığı var bu kadar? Niye bu kadar etkilendik o son bakıştan ve o gidişten? Niye bu kadar kopmak istiyoruz sürüden? Hâlbuki insan sosyal bir canlı değil miydi?
Ben söyleyeyim. Sürü içinde gerçekten kendimiz olamıyoruz da o yüzden. Kozmopolit bir sürü değil bu. Herkesin aynı olması gereken, aynı düşünmesi, aynı hareket etmesi ve aynı yaşaması gereken bir sürü. Aksi takdirde destek yok. Tabi bir de üstüne ekonomik bunalmışlık eklenip bizi iyice hareket edemez hale getirince modern köleler oluşumuzun iyice idrakine varıyoruz.
Ha bir de şu var. Basmakalıp cümleler artık tatmin etmiyor ruhumuzu. Anlamı yeniden bulmak, gerçek bir anlam bulmak istiyoruz. Bireyleşme çağının kaçınılmaz yansıması bu. Her şeyden bağımsız, her şey yolunda gitse bile yapmamız gereken bir şey.
Onun için ölüme gidişti bu belki ama bizim için var olmanın ta kendisi. Hiç değilse zihin olarak özgür olmak, birey olarak gerçek benliğimizi ortaya koymak istiyoruz. Hiç değilse bu özgürlüğümüzü yaşamak istiyoruz. Günün sonunda yine bir sürü istiyoruz ama manevi ihtiyaçlarımızın karşılandığı daha kozmopolit, daha gerçek bir sürü… Bu sebeple bu sevda.


