ODAKLANMAK
İnsan beynine en iyi gelen şeyin uykudan sonra odaklanma olduğunu düşünüyorum. Zamanın akışını unutup bir konuda, bir anda derinleşmek… Bir kitaba dalıp gitmek, izlediğimiz film bittiğinde sanki o macerayı biz yaşamışız, uzak ülkelere seyahat edip geri gelmişiz gibi hissetmek, bir proje üzerine diğer düşüncelerden uzak birkaç saat çalışmak, zamanın akışını unutturan bir muhabbette dalmak ya da doğa yürüyüşlerinde, kamplarda kendimizi o anın içinde hissettiğimiz, zamanı unuttuğumuz anlar yaşamak… Beynin odaklanıp tek bir işle ilgilendiği anlar…
Yaratıcı işlerle uğraşanların bunu sık sık yaşadığını düşünüyorum. Senaristler, yönetmenler, besteciler, oyuncular, yazarlar… Bir ürün ortaya çıkarabilmek için odaklanma şart çünkü.
Zorlu bir sınava çalışıp konuları bitirdikten sonra kafanızı kaldırdığınız o ilk anı düşünün. O ferahlama anını. Acıktığınızı, susadığınızı belki lavabo ihtiyacınızı o an fark edersiniz. Yaptığınız şeye o kadar gömülmüşsünüzdür ki çevredeki birçok uyarana duyarsızlaşmışsınızdır.
Belli bir konuda odaklanmak, duygularda ve düşüncelerde derinleşebilmek psikolojimize de iyi geliyor. Banka oturup ruhunun ona yetişmesini bekleyen uzak doğulu bilgenin hikâyesini bilirsiniz. Yoğun bir süreç yaşadıktan sonra oturup onları içselleştirecek zamana ihtiyaç duymuştu. Biz de bir şeyler yaşadıktan ya da yeni bir şeyler öğrendikten sonra safi onun üzerine yoğunlaşıp onu iyice içselleştirebileceğimiz zamanlara ihtiyaç duyuyoruz. Diğer türlüsü acıkmadan, sindirmeden tekrar tekrar yemek gibi.
Fakat bu o kadar nadir yaşadığımız bir şey ki… Beyinlerimiz sürekli bölünmekten yorgun. Sürekli farklı uyaranlara maruz kalıyoruz ve araştırmalar gösteriyor ki dağınık zihinler çok daha yorgun hissediyor. Fakat bu yüzyılda odaklı kalmak da oldukça zor. Odaklanma konusunda her şey aleyhimize gibi sanki. Dikkat dağıtıcıların tavan yaptığı bir dönemde yaşıyoruz. Sürekli gündemi değişen iş hayatı, gündelik telaşlar, ekranlar… Bunlar yetmezmiş gibi yoğunluktan hayatımıza bir türlü dâhil edemediğimiz spor ve sağlıklı beslenme alışkanlıkları… Tüm bunlar birleşince odaklanmak çok daha zor hale geliyor.
Birçok açıdan bilginin en ulaşılabilir olduğu dönemde yaşamamıza rağmen dikkatlerimiz o kadar dağınık ki o parça parça bilgileri birleştirip yeni manzaralar yaratamıyoruz kendimize.
Bunun önüne geçmek adına bir şeylere odaklanacağımız kısa da olsa planlanmış anlara ihtiyacımız var. Günde en azından yarım saati uyaranlardan uzak, bir şeylere odaklanarak, anda kalarak geçirmeliyiz. O yarım saatlik vakitte arka bahçemizi ziyaret etmeli, sevdiğimiz bir şeyleri denemeliyiz. Bazen de o banka oturup sadece ruhumuzu beklemeliyiz.


