DENEMELER

İÇİNDEKİ IŞIK

İnsanın içindeki ışığı en iyi insanın kendisi görebilir. Bazen içgüdüleriniz içerde alev alev yanıp size yol gösterirken bunun dışarıda hiçbir yansıması olmaz. Onu sizden başkası göremeyebilir. O kadar ki kendinizden şüphe edersiniz. Kendi varoluşunuzdan. Abartıyor muyum acaba, böyle bir şey yok mu dersiniz. Hatta varsa yatkınlığınız üstüne bir suçluluk duygusu gömleği giydirir, icat çıkarmayayım, huzur kaçırmayayım, güvenli alanı bozmayayım deyip tutuk omuzlarınızla oturursunuz köşenize. Ama oturdukça daha çok tutulursunuz. Vazgeçtikçe daha da rahatsız olursunuz.

Bir gerçeği gerçek yapan şey onu herkesin görmesi midir, yoksa sizin onu hissetmeniz mi? Bazen sadece o hissi takip etmek gerekir. Ne kutlu şey o! Ne mutlu ki içinde. Hayatta gerçek bir şey varsa o da o içinde yanan ve bir tek senin hissettiğin alevdir. Bir tek odur yaşamaya değer. O hariç her şeyi yaşasan da, her şey yolunda gibi gözükse de, onu orada öylece bırakırsan tatmin olamazsın. Varoluşunun ışığıdır o. Ondan her vazgeçişin kendinden vazgeçiştir.

Başkalarının gözünün içine bakma o ışığı görebilmek için. En kandırmacalı taraftır bu. “Bak ben bir şey hissediyorum, onu gör, onu onayla, sen de benim gibi heyecanlan.” batağına düşme sakın. Kimsenin o ışığı sana yansıtmak gibi bir görevi yok. Destek bulanlara ne mutlu. Ama herkes bulacak diye bir şey yok. Bulmadın diye vaz mı geçeceksin? Onu yaşatmak senin sorumluluğun. Herkes ona casper muamelesi yapsa bile.

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir