DENEMELER

HİKAYE

Ofisin ince tül perdesinden içeri güneş süzülüyordu. Oldum olası bayılırdı bu manzaraya. Sanki dünyada her şey yolundaymış gibi hissettirirdi o güneşin yansıması ve sıcaklığı. Duvardaki başak tarlasına baktı. Aynı güneş gibi sapsarıydı o da. Puslu kış günlerinde ona bakıp ısıtıyordu içini.

Kendini düşündü. Bir eski halini, bir de şu an vücudunun içinde duran halini. Ne çok değişmişti. Sanki bu farklı bir insandı. Sanki imkansız gibi gelen şeylerin o kadar da imkansız olmadığını ve sandığı kadar da zor olmadığını fark etti hayretle. Yola çıktığında her şey düşünürkenkinden daha kolay oluyordu. Kendin olabilmek, kendini bulabilmek ne kutlu şeydi! Çocukluğunda zaman zaman içinde hissettiği o çocuksu neşeyi, o yaşama sevincini tekrar hissettiriyordu insana. İçi kıpır kıpır, karnında kelebekler uçuşuyor gibi hissediyordu. Bir de her şeyden çok da ‘omuzlarında hafiflik…’ Off, bu cennet gibi bir histi.

Sonra pencereden dışarı baktı. Yeşille mavinin harmonisi vardı dışarıda. Şu manzaraya bakıp dertli kalabilir miydi insan? Saatine baktı. Hala zaman vardı. Hayatın içinde zamanın büküldüğü bir boşluk anıydı bu. Kalkıp mutfağa yöneldi. Kendisine bir kahve yapıp balkona çıkacaktı. Manzarayı seyretmek için. Tıpkı rüyasındaki gibi.

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir